Korkut Düğümü | Başlangıç

Herkesten şüphelenmeliyiz. Deneyimleri, başarıları, kendi hakkında söyledikleri ya da başkaları hakkında anlattıkları şeyler net bir gösterge ya da kişisel bir etkileşim olmadığı sürece şüphelidir. Önemli olan ne dediği, ne iddia ettiği, hangi materyalleri yayınladığı değil gerçek dünyada ne olduğu ve bu internetteki sözlerinin ne kadarını eyleme döktüğüdür. Sözler, bireylerin eylemleri aracılığıyla can bulana dek (ilginç veya eğlenceli olsalar bile) sadece içi boş kelimelerden ibarettir.


Bu platformda içeriklerimi Korkut ismiyle yayınlıyorum. 2003’lüyüm. Kendimi bildim bileli resim çiziyorum. 8 yıldır okült ve pagan gelenekleri üzerinde çalışıyorum. Ailemin beni izci kamplarına yazdırmasından beri 9 yaşımdan bu yaşıma kadar yaban şartlarında kendimi sınamaktan keyif alıyorum.

Burada niyetim (Korkut olarak), çalışmalarımı ve deneyimlerimi paylaşıma açarak bir otokritik süreci yürütmek ve benzer ilgi alanlarına sahip kişiler için bir teşvik sunmaktır. Bir diğer önemli niyetim ise Metagenetik çalışmalarım vasıtasıyla Öz-Türk folklorik Pagancı/Şamancı gelenekleri belirli güncel formlarla yeniden canlandırmaktır. Zira platform adı ve mahlasım, Öz-Türk folklorik geleneğinin önemli arketiplerinden biri olan Dede Korkut figürüne bir atıftır. Dinin ve maneviyatın nedensel bir yasaya dayandığını ve bunun kan yoluyla aktarıldığını düşünüyorum. İnisiyasyon/Erginlenme rastgele bir süreç değildir, kişi ancak kendi soyunun getirdiği niteliklere göre bir erginlenmenin yoluna girebilir. Modern dinlerin “herkese açık” yapısını ve yabancı formları tamamen reddediyorum. Bu kesinlikle eskiye duyulan bir özlem değildir, bu yeni bir şey için sağlam temel atma girişimidir. Ayrıca kendi metagenetiğine yabancı paradigmalarla zaman öldüren okültistlerden oldum olası tiksinmişimdir. Bu, bir paradigmanın diğerinden üstündür demek değildir. Bunların hepsi nedensel kalıplardır ve kesinlikle aşılması gerekir. Ama nasıl?


Bu platform sadece dini bir anlayış tesisinde değil aynı zamanda politik bir direniş motivasyonu taşır. Geleneklerimizi ve halkımızı hiçe sayan, aktif olarak yok eden mevcut sahte ve zararlı Mecusi kültürüne karşı bir direniş. Doğaya karşı güç arzusu ve kibirle yaklaşım sergileyen insan türüne karşı bir direniştir. Kısmen değerli arkadaşlarımı pasif bir direniş için teşvik ediyorum. Pasif direnişin şu anki en iyi aracı, toplumdan koparak klanlar/uruklar/aileler şeklinde kadim yaşam biçimimize dönmek, doğal yuvamız olan doğada ve doğayla iç içe tam bir kendi kendine yetme çabasıyla yaşamaktır.

This entry was posted in hakkımda. Bookmark the permalink.